'Türk Korkusu'
Osmanlı, özellikle Avrupa'da Türk ve Müslüman kimliği birbiriyle karıştırılarak güçlü bir imaj yaratmış gerçekten de.
Günümüzde Avrupa'da sürmekte olan "kötü Türk" imajının kökeni tarihe dayanıyor.
Jorge Luis Borges, Kartaca'nın kötü imajını Roma'nın yarattığını; Türk'ün kötü imajının yaratıcısının ise Avrupa olduğunu söylerken önemli bir noktaya parmak basmaktadır.
İspanyolların, Müslüman kimliğinden dolayı Magriplilerle Türkleri karıştırıp tehlike alarmı için "Hay moros en la costa" (Sahilde Magripliler var) demesi; Yunanca'da günümüzde de kullanılan ve "çabuk çabuk" anlamına gelen "Prin na erthoun oi Tourkoi" (Türkler gelmeden önce) deyimi hep bu imajın yansımalarıdır.
Aynı şekilde İngilizce "hord", İtalyanca "orda" kelimelerinin kökeni de çapulcu, talancı ordusu anlamına gelmekte olup kökeni Türkçe "ordu" kelimesine dayanmaktadır.
Don Kişot'un yazarı Cervantes'in İnebahtı'da savaşırken esir düşmesi ve 5 yıl Türklerin elinde kaldıktan sonra kaleme aldıkları da Türklerin Batı'da kötü bir imaj oluşturmasına katkıda bulunmuştur.
Avrupa ile bugün yaşanan sıkıntıların altında Batı'da var olan bu "Türk korkusu" yatmaktadır.
Din de bu korkunun bir unsurudur, çünkü Osmanlı tarihi aslında Katolik Papalık'la mücadelenin de tarihidir bir anlamda.
Osmanlı'nın kendisi de bu imajın oluşmasına katkıda bulunmuştur.
Çünkü özellikle Kanuni döneminden itibaren Batı'ya doğru ilerlerken halkın kafasında, talan eden, esir alan, kılıçtan geçiren bir Türk imajı olmasının avantajını yaşamıştır.
Çünkü Prof. Halil İnalcık'ın anlatımıyla Osmanlı kuşattığı kent ve kalelerde yaşayanlara üç kere "teslim ol" çağrısı yapıyor, teslim olanlara vergi ödemeleri kaydıyla dokunmuyordu.
Direnenlerin akıbeti ise kulaktan kulağa yayılıyordu.
İstanbul'un fethinden sonra bir İngiliz tarihçinin şu kaydı bu açıdan dikkat çekicidir:
"Yüce Tanrımızın yüceltildiği onca tapınak vahşice saldırıya uğradı, bu korkunç ve iğrenç insanlar tarafından onca bakire kirletildi, evli ve dul kadınlar zorlandı, onca asilin, onca delikanlının ve ihtiyarın kafası uçuruldu ve bir o kadarı da sefil esaret hayatına sürüklendi. Hıristiyan halkına onca zulüm ve eziyet ettiler."
Bu, yaşananların ötesinde, yazıyla güçlendirilmiş, kuşaktan kuşağa aktarılmış bir imajdır ve etkisi günümüzde de sürmektedir.
Günümüzde Türkiye denilince kimilerinin aklına hâlâ fesin gelmesi bu nedenledir.
Yüzyıllar boyunca Türk'ün Avrupa'daki imajı ucu kıvrık Arap kılıcı ve tülbent olmuştur aslında.
Tarihten gelen önyargılarla güçlendirilmiş bir ilişki biçimimiz var.
Bunca değişim ve dönüşümden sonra Batı'nın Türklere hâlâ "öteki" diye bakmasının derinlerinde tarihi ilişkilerin de bir rolü olduğu yadsınamaz.
Geçmişi iyi bilirsek, geleceği daha iyi kurabiliriz.
Bu konuda Doğan Yayınları'ndan çıkan "Avrupa'da Türk Düşmanlığının Kökeni, Türk Korkusu" keyifle okunacak bir başucu kitabı niteliğini taşıyor.
Bu yazıyı, Özlem Kumrular'ın bir solukta okunan kitabındaki bilgilerden derledim.





ANKARA - TBMM
Genel Kurulunda, yüksek öğretimde başörtüsünün serbest bırakılmasını
içeren anayasa değişikliği teklifinin tümü, 411 oyla kabul edildi.
CHP
Genel Başkanı Deniz Baykal, başörtüsü konusundaki anayasa
değişikliğiyle ilgili olarak, ''Sadece biz değil Türkiye, Türkiye'nin
hukuk birikimi, yargıçları, hukuk karşısındaki bütün otoriteleri bu
gelişme karşısında bütün umutlarını Anayasa Mahkemesi'ne
bağlamışlardır'' dedi.
DSP
Genel Başkanı Zeki Sezer, ''AKP ve MHP'nin sorumsuz iş birliği sonucu,
toplum inançlı-inançsız, kadınların türbanlı-türbansız,
üniversitelerimiz türban yanlısı-türban karşıtı, kurumlarımız rejim
yanlısı-rejim karşıtı olarak bölünmesine yol açılmıştır'' dedi.
MÜNİH - Murat Muratoğlu bildiriyor
- Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, terör örgütü olarak ilan edilmesine
rağmen bölücü örgüt PKK'nın Avrupa'da ciddi destekler gördüğünü
belirterek, ''İnterpol tarafından kırmızı bültenle aranan teröristler
ne yazık ki Türkiye'ye iade edilmemekte ve bu teröristler Avrupa'da
serbest bırakılmaktadır. Terör örgütü olarak ilan edildiği halde, bu
teröristlerin serbest bırakılmasını anlamakta zorluk çekiyoruz'' dedi.
ANKARA/BRÜKSEL -
İnterpol tarafından kırmızı bültenle aranan terör örgütü DHKP-C'nin ele
başı Dursun Karataş'ın öldüğü iddia edildi. Uzun süredir kanser
tedavisi gören Karataş'ın ölümünün örgütte meydana gelebilecek
çekişmeden dolayı gizli tutulduğu öne sürüldü.
ANKARA -
76 sivil toplum örgütü tarafından organize edilen ''Bağımsızlık ve
Laiklik Mitingi'', Türkiye'nin çeşitli illerinden gelen grupların da
katılımıyla Ankara'da yapıldı.
MERSİN
- Anadolu Ajansı (AA) ile Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO)
Erozyonla Mücadele ve Ulusal Ağaçlandırma Projesi kapsamında, Yönetim
Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Dr. Hilmi Bengi'nin de katıldığı
törenle, Mersin'de ''Hatıra Ormanı'' kurdu.














